ANA SAYFA KURÂN-TEFSIR ESERLER MÜFESSIR MAKALELER SORU VE CEVAP ILETIŞIM
Makaleler
YAZILAN MAKALEMIZ
Kategoriler Kategoriler

Ravda-i Mutahhara Sohbetlerinden Ravda-i Mutahhara Sohbetlerinden
3. Sohbet: HU (O) ile diyalog
Print Facebook Twitter Google | 2013-04-05

HER BAHÇEDEN BİR GÜLÜ OLAN BİR BAHÇE

3. Sohbet

Sen kimsin ben kimim?
Ben senim, sen bensin.
Benim adım sen, senin adın ben.
Ben hiçim, var olan sadece O.
Ben madem hiçdenim,
ama şimdi soruyorum,
ben hiçim o halde soran kim?
Uluhiyyet sadece Allah’a ait
ve sadece O’na kulluk yapılır.
Nasıl, niçin, ne, nerede ve ne zaman, beş soru.
Bu sorular senden başka herkesi kuşatmıştır.
Bu beş sorunun muhatabı olan ben kimim?
Herbir soru kapısından bana birer kapı aç,
Seni bilmek için kendimi bileyim.
Zira beş soru karşısında kendimi yabancı görüyorum,
Ve kendimi asla anlayamıyorum.
Üzgünsün ey kalbim, seni ancak Yaradan anlar.

Sen benimsin ben seninim.
Ben hiç olarak senin değilsem
Sen O’sun.
Ben hiç olarak Seninsem,
Sen yine O’sun.
Bütün renkler bir tanedir
Bir tane renk renkleri oluşturur.
Hiçbir şeyi olmayan ikisini (siyah-beyaz) bildi.
Hiç, olgunlaşınca ikisini bir (1)  gördü.
Hiç, kendi hiçliğini görünce tek rengi de bulamadı.
Bütün renklerde hiç.
Bir zamanlar hiçin çocukları vardı,
onları herşeyden çok severdi.
Sonra kayboldular nefretle daimi sevgi yerine.
Demek ki sevgi de, nefret de, çocuklarda hiç.
Ah ah ah-u vah Ey O (ALLAH).
Hiçin hüzünlü kalbi seninle konuşmak ister.
Hiç Senin olduğu için bunu diler.
Hiç O ile konuşsa O’na bir yararı yok,
Zira O en Zengin ve en değerli,
Hiç hiçe ne verebilir ikisi de hiç ise.
Ey O! Hiç bana yabancı.
Hiçin bir babası vardı
O’nu herşeyden çok severdi.
Bir zaman sonra hiçin ellerinde can verdi.
Sonra hiçin elleri babasını toprağın altında indirdi.
Demek ki hiçin babası da hiç
diğer sevdikleri de hiç, sevgileri de hiç idi.
Hiç hiçten bir şey ister ve beklerse,
hiçler o hiçe bir şey veremezler
Ey O! Hiç hiç (Serin) için bir şey istiyor,
o istediği de hiç. O halde o hiçe hiç ver.
Hüzünlüsün ey hiçin kalbi,
sahibini ve sâkinini bulana kadar hüzünlüsün.
Ey O (HU)! Ne oldu! Hiç olan seninle bir şey buldu!!!

Eureka eureka (buldum, buldum).
İsteyen, övülen O’nun ışığı.
O nur ile ben ben olarak sen de sen olarak belirdik.
Benden onlar geldi ve kişilikler belirdi.
Birbirimizi tanımamız ve HUyu (O’nu) tanımamız için.
Ey HU (O) nurundan sana bakamıyorum.
Bakarsam yine hiç olurum.
Ama Sana bir şey demek istiyorum.
Bir ateş benden nefret etmekte,
ve (takva) elbisemi yakmak istemekte.
Daha neler neler görmekteyim,
anlayamadığımı bilmekteyim.
Üç tane de düşman görüyorum.

1. Kıskanç,
beni baki’den fani hayata getiren,
ey benim kaza ve kaderim,
bu ateşin (şeytanın) nefreti ne yaman.

2. Benim kendi içimde,
tanımam ve görmem,
ama nasılını hissederim.

3. Kafamda olan bir şey.
Etkisi kimya gibi.
Bazılarını tanır ama çoğunu tanımaz.

Ey benim HU’m (O)!
Sen benim Rabbimsin.
Senin varlığına kesin inandım.
Sen buradasın ve bana en önemlisin.
Fark etmez nasılın ve neredeliğin.
Hedefimsin, nasıl ve nerede olursam olayım.

Üç isteğim var senden.

  1. Üçünden de kurtulmak.
  2. Sadece Seni sevmek istiyorum
    Senin istediğin gibi, benim değil.
  3. Bir nur ver ki Seni onunla tanıyayım

seveyim ve itaat edeyim.

Ey kulum! Sana şeref nişanesi olarak
vereceğim üç isteğine de bak.
Ancak maalesef çoğu,
muhafaza edemeyecek onu.

İşte sana bir nur,
Her işini oldurur.

Ey Rabbim! O halde görüp, tanıyabilir miyiz O’nu (sas).
İsmi ne, hatta nasıl biri?
Ne olur, lütfen, lütfen!
O’na özlemim çok arttı.
Göz yaşlarıma bak,
tasdikleyen sözlerimi.
İster kalbimin ağıtını dinle
İster seyret özlemle yanan ateşini.

O benim nûr’um.
O’nun içindir dünya ve ahiret.
Tarif edilemez, çünki benim nûr’um
ve Rahmetim’dir herkese.
Ben O’nu insan olarak göndereceğim
ki örnek olsun sizlere.
Ben O’na Ahmed derim, zira ilk hamd eden
ve en çok hamdeden’dir.
Sizin aranızda Muhammed olarak anılır

Cennetin anahtarı ondadır.
Ey kulum! Bak arşımın cephesinde ne yazıyor?

LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDUN RASULULLAH

O sözün ağırlığı her şeyden daha fazla
Beni seven O’nu da sever, takip eder ve değeri artar.

Evet Rabbim! Şimdi herşeyi görüyorum.
Kalbimde bir yangın var ve bir parıltı.
Nedir o parlayan...görüyorum…

Söyleme kulum. Herkes uğraşsın
Ve herkes yaşasın, yaşayarak anlasın.

(Açıklama)

Bu, Allahu Teala Celle Celaluhu ile gerçekleşen konuşma şöyle başladı: Çok hüzünlü olduğum bir an da O’na münacaat ettim ve o esnada kendimi bulamaz oldum. Sonra beni aldı ve Levh-i Mahfuz’un karşısına götürdü. Ben nasıl ve nerede olduğumu bilmiyordum. Ancak başka bir yerde konuşuyor, ağlıyor, ve yazıyordum. Bildiğim Allah’ın sevgisinden başka her şeyin fani olduğuydu.

Yaradılış hikayesini baştan sona okudum. Orada Allah’tan başkası yoktu, ancak hiç vardı. Ve Allah, muradı olarak nûr’unu oldurdu ve Levh ve kalemi O nur’dan yarattı. Ve Allahu Teala kaleme bütün muradını yazmasını emretti.

Sonra Allahu Teala özellikle benimle ve insanlarla alakalı  yazıları gösterdi. Yaratılmadan önceki durumu ta sonsuzluğa kadar giden hikayeyi bana gösterdi. Allah’ın izin verdiği kadarını sizlerle paylaştım. Üzerimde emanet olarak Serin hakkında birşeyler yazmam gerekti. Serin’i de orada gördüm ve ismini (WahtsApp’ta) yazdım ama kendi yazdığımı kendim okumadım.

Rabbine fakir kul, İslam’a ve Müslüman’lara hizmetçi Mecdî Dawoud

 

İyilerle beraber olmak

Habibim, seyyidim ve dedem el-Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Hureyre’nin (ra) rivayet ettiği bir hadis’de şöyle dedi: “Muhakkak ki sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar.

Bu hadis-i şerif mecaz konuşmaktadır ve anlamı şudur: “Cemaatten ayrılanı şeytan kapar (ve yer).

Tabii ki herhangi birileriyle değil doğru düzgün insanlarla oturup kalkmak lazımdır. Zira Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (TEVBE, 9/119)

Habib el-Mustafa (sas) buyurmuştur ki (yaklaşık manası): “Mahşere kişi sevdiği ile gelir. O halde arkadaşınızı iyi seçiniz.
Sevgili el-Mustafa (sas) şunu da söylemiştir: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misâli, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sâhibi ya sana kokusundan ikrâm eder veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, o, ya senin bedenini veya elbiseni yakar, yahut da ondan sana pis koku sirâyet eder.” (BUHÂRÎ,)
Misk satıcısı meleklere, demirci de şeytana mecazdır. Elbise ise takva elbisesidir.

Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: Fakat takva elbisesi, işte o, hepsinden daha hayırlıdır.(A’RÂF, 7/26)

Elbiseye ateş kıvılcımı düştüğünde ateş (şeytan) yavaş yavaş vücuda sirayet eder ve sonunda kalbi yakar ve durum nihayet Cehennem ateşinde noktalanır.

Peki hadisde geçen kötü koku ne anlama gelir?  Kötü koku günahlardır. Yine Rasulullah (sas) bu meyanda şöyle buyurmuştur: “Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde herkes kiminle arkadaşlık yaptığına baksın.” (EBU DAVUD, TİRMİZÎ).

Şüphesiz Allah ve Rasulü (sas) doğruyu söylerler.

Allah’a fakir Mecdî Dawoud


Değerli kızkardeşim Fatma Tekik

Seni Allahu Teala’nın Cennet ehline selamıyla selamlıyorum. Bütün insanlar içinde bu selam sadece İslam Ümmetine verilmiştir. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.

Sevgili kardeşim! Bu sohbetler sizin hakkınız. Siz Türk toplumu olarak bu sohbete layık olduğunuz için Allahu Teala size bu sohbetleri yaptırıyor. Ben ise sadece postacıyım.

Unutma ki çocuklarımın yarısı Türk. Yani ben Türklerle ve Türkiye’yle hısımlığım var.

Ben Türkiye’ye kendimi borçlu hissediyorum, yönetimine ve halkına dualar yapıyorum.

Değerli kardeşim! Benim hayatım Müslümanlara hizmet içindir. Seni ve bütün Türk bacılarımın şereflerini kendi şerefim kabul ediyorum. Sekiz lisan bildiğim halde maalesef Türkçe bilmiyorum, yoksa sizin lisanınızda sohbet etmeyi ne kadar isterdim. Ama bunda da çok hikmetler var. İnşaallah Türkçeyi’de öğrenebilirim. Her hal-u karda bizler kardeşiz.

Yazılarınızdan dolayı size teşekkür ve Allah’a hamd ederim. Bana dua ediniz. Selamun aleykum.

Abin Mecdî Dawoud


Kim bu sohbetleri tercüme ederek daha fazla insanın faydalanmasına katkı sağlarsa peygamber görevi (irşad/tebliğ) yapmış olur ve sevabı da - faydalı ilim sınıfına girdiğinden - çoktur. Kişiye kıyamete kadar sürekli sevap kazandırdığı gibi günahlarını da affettirir. Bu ilimlerden istifade edenlerin sevaplarından eksilmeksizin vesile olanlara sevap yazılır.

Sevgili Peygamberimiz Habib el-Mustafa (sas)’nın bir hadisiyle konumuzu aydınlatalım: İnsan ölünce amel defteri kapanır. Ancak şu üçü bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, faydalı ilim ve kendisine dua eden salih evlat bırakan.” (BUHÂRÎ)

İslam alimleri bu konuda ilim taşıyanlar için üçü de geçerlidir demişlerdir.

Rasulullah (sas) “Alimler peygamberlerin varisleridir.Buyurmuştur.

İlim hizmetinin fazileti hakkında yüzlerce ayet ve hadis mevcuttur.

Fatma kardeşimiz gemi şeklinde hat yazısıyla Besmele Yazısı yollamış. Bunu sohbet grubuyla da lütfen paylaş. Zira O’nda kainatın sırrını taşıyan işaretler var.

Kabe’de iken rüyamda görmüştüm. Rasulullah (sas) Besmele ile ilgili sırları bana söyledi. Bu senin kalbin dedi ve Besmele’yi içirdi. Adnan Topak ile birlikte idik Ramazan ayında Kabe’de iken Teheccüd namazının secdesinde uyukladı ve benim gördüğümün aynısı benim hakkımda o da gördü.

30.03.2013

Seyyid Mecdî Dawoud
ÖNCEKI MAKALE
«2. Sohbet: Cennet
Ana-Sayfa Kurân-Tefsir Eserler Müfessir Makaleler Soru ve Cevap Iletişim
YouTube
Facebook
Twitter